Helen İsmi Dinen Uygun mu?
Hayatımda birçok kez adlarla ilgili kafa karıştırıcı düşüncelerim oldu. Birisi adını söylediğinde, bir anlığına durup, o isme dair eski hatıralarım canlanır. Kim bilir, belki de insan ismiyle daha bir bütün olur. Ya da bazen isim, kim olduğumuzu anlatan bir etiket gibi gelir. Bir akşam, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, aklıma takılan bu soruyu düşündüm: Helen ismi dinen uygun mu?
Her şey bir akşam yemeği davetinde başladı. Arkadaşım Ayşe’nin evine gittiğimde, tanıştığım Helen isminde biriyle sohbet etme fırsatım oldu. O an, ismin dinen uygunluğu üzerine düşünmeye başlamadım belki ama içimde bazı soru işaretleri vardı. Zaten çoğu zaman öyle olur, sorular kafanda birikir, ama doğru zamanı beklerler, tıpkı o an olduğu gibi.
—
İsmine Bakmak, Kimliğine Bakmak Mıdır?
Helen’le ilk tanıştığımda, tıpkı her yeni insanla tanıştığımda olduğu gibi, kendimi biraz mesafeli hissettim. Çünkü Kayseri’de büyümüş, geleneksel değerlerle şekillenmiş biriyim. Burada insanlar çok kolay kaynaşmaz, özellikle farklı kültürlerden gelen birisiyle. Ama Helen çok farklıydı. Konuşkan, samimi ve bir o kadar da neşeliydi. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi rahatça sohbet edebildik.
Ama işte, o ismi duydum ya, “Helen”… Bir an, kafamda bir şeyler karıştı. İsmindeki yabancı havayı hissettim, aklıma hemen batıda çok popüler olan bu ismin kökeni geldi. Helen, antik Yunan’dan gelen bir isim, ünlü Helen of Troy’un adı. Sonra da bir soru gelip yerleşti kafama: Bu ismi bir Müslüman olarak taşıması doğru mu?
—
Helen’le Derin Bir Sohbet: Aradığım Cevapları Bulmaya Başlıyorum
Yavaşça yemek yemeye başladık, sofrada herkes kendi dünyasında. Ama ben bir taraftan Helen’in söylediklerine kulak kesiliyorum. Kendisi, Türk ailesinin üçüncü kuşaktan bir ferdi. Anlatırken, “Ailem zamanında çok büyük bir dini baskı hissetti. Birçok şeyi kabul etmediler. Ama ben, artık kendi yolumda gitmek istiyorum,” dedi. O an, hissettiğim şeyin sadece bir isimle ilgili olmadığını fark ettim. Helen, sadece bir ismin ötesindeydi; bir dünya, bir kültür, bir geçmişti.
İçimde bir huzursuzluk vardı. Helen, Yunan mitolojisinde efsanevi bir figürdü, savaşlara neden olmuş, tarihin en büyük trajedilerinden birinin başlangıcıydı. Acaba bu isim, bir Müslüman için uygun olur muydu? Helen’in bir ismi taşımasındaki anlamı, sadece o ismin arkasındaki geçmişle mi alakalıydı? Yoksa bugün, 21. yüzyılda, bir ismin kişiyi tanımlayıp tanımlamayacağı da önemli bir faktör müydü?
—
Duygularımı Yansıtmak: Dinen Uygun mu, Yoksa Geriye Sadece Birey Olarak mı Kalıyoruz?
Helen’in, isminden dolayı hissettiği bir sıkıntı yoktu. Hatta, kendini her açıdan çok rahat hissettiğini söyledi. “Adım yüzünden kimse bana olumsuz bir şey söylemedi,” dedi. Ama ya ben? İçimde bir gariplik vardı, bunun üzerine uzun uzun düşündüm. Helen’in taşıdığı ismin dinle ne kadar bağlantılı olduğunu düşünmeme neden olan şey sadece ismiydi, ama insanı ve yaşam tarzını gördükçe, aslında çok daha fazlası olduğunu fark ettim.
Bir isim, geçmişin ve inançların izlerini taşıyor olabilir. Ama insan, yaşadığı toplumun parçası olmaktan çok daha fazlasıdır. İsmimiz kim olduğumuzu belirlemez, ne yaptığımız ve neye inandığımız belirler. Helen’in bu ismi taşıyor olması, onun dininden ya da inançlarından bağımsız bir durumdu. Belki de bazen bir isim, sadece bizi biz yapan bir etiket olmaktan başka bir şey değildir.
—
Kayseri’nin Gölgesinde: Sonra Ne Oldu?
Bir hafta sonra, Helen’in beni tekrar davet ettiği bir akşam yemeği vardı. Bu sefer yalnızdım, ona tamamen başka bir gözle bakmak istedim. Bu ismin dinle uygun olup olmadığını, aslında dışarıdan bakarak değerlendiremeyeceğimi fark ettim. Kendini iyi hisseden birinin adı ne olursa olsun, aslında onu neye dönüştüreceğimiz bizim kararımız. Her zaman aynı: Ne hissettiğiniz, neyi düşündüğünüz ve nasıl yaşadığınızdır.
Helen, Kayseri gibi küçük ama büyülü bir şehirde, geleneksel kalıpları sorgulayan, kendi yolunu çizen biriydi. Onun için din, bir inançtı; ismi, bu inancın bir parçasıydı. Ama yaşamı, dinini içselleştirip özümseme biçimi başka bir şeydi. İçinden gelenleri kabul etmiş, kendini olduğu gibi sevmişti. Helen isminin dinen uygun olup olmadığını düşündüğümde, aslında Helen’in, dininden daha fazla “insan” olduğunu anladım.
—
Sonuç: İsim ve Kimlik
Sonuçta, Helen’in isminden daha fazlasını öğrendim: İsimler, bizi tanımlayan tek şey değildir. Bu dünyanın sınırlı kalıplarına sıkışıp kalmamak, kendi yolumuzu çizebilmek önemli. O akşam yemeğinden sonra, Helen’le sohbet ettiğimde, her şeyin ne kadar basit olduğunu fark ettim. Helen, kendi kimliğini taşıyan biriydi. İsminden bağımsız olarak, kim olduğunu anlamıştı. Ben de buna inandım, çünkü kendi kimliğimi her geçen gün daha çok sorguluyorum. İsmimiz, kim olduğumuzu yansıtmak için yeterli midir? Ya da bizim kimliğimiz, her şeyin ötesinde midir?
İsmine bakarak, Helen’in dinini sorgulamak, aslında tamamen kişisel bir yaklaşımdı. Kimse, adıyla yargılanmamalıdır. O zaman kendimize şu soruyu sorabiliriz: Hangi ismin ardında gerçekten bir anlam yatıyor?