PL Nedir? Bir Anlam Arayışı
Kayseri’nin soğuk bir akşamında, gözlerimde karanlık, kafamda bir soru…
Bir Akşam Üstü ve Kaygılarım
Kayseri’de, akşamın erken saatlerinde, pencerenin kenarına oturmuş, dışarıdaki soğuk rüzgarı hissederek bir şeyler düşünüyorum. Bu şehri seviyorum ama bazen karanlık ve soğuk beni yavaşça içine çekiyor. O gün bir şey okudum, bir terim: PL nedir? Bunu düşündüm bir an, beynimde yankılanan bu soru neydi? Bu kadar yabancıydı, ama bir şekilde içimi kemiren bir şey vardı. Belki de en sevdiğim anlardan biriydi, çünkü bir şeylerin cevabını ararken kendimi daha iyi tanıyordum.
Birden, yıllardır yazdığım günlüklerden bir sayfa aklıma geldi. Birkaç yıl önce, tam da böyle bir akşamda birini kaybetmiştim. Hani herkesin kaybettiği o sevdiği insan… Kaybolan ama bir şekilde daima geride bıraktığı duygularla, bir yere bırakamadığınız bir şey. İşte o zaman, PL gibi bir şey tanıştı benimle. O zamanın karanlığında bir ışık gibi.
PL Nedir? Bir Tanıdık Gibi
Gözlerim, Kayseri’nin o soğuk havasına odaklanırken, birden anlamı belirdi kafamda: PL, Psikolojik Labilite idi. Bunu öğrendiğimde o kadar şaşırmıştım ki, bir şeylerin ne kadar da iç içe geçtiğini fark etmem çok zaman aldı. Peki, PL nedir? diye düşünürken, insanın içinde ne kadar derin bir kavram varmış. Hayatım boyunca, bir şeye ne kadar takılsam da, her şeyin bir araya gelmesi gerekiyordu. Hani bir tüy gibi uçuşurken, sonunda bir yere konduğunda ne kadar sağlam olduğunu hissedersiniz. İşte PL de bir anlam arayışımın içinde bana bir şeyler sundu.
Bir şekilde, Psikolojik Labilite, bir duygunun dengesizliği gibi göründü. Duyguların bir nehir gibi aktığı ve sürekli değiştiği bir hal… O an ne kadar kafa karıştırıcı olsa da, benim için bir şeye dokunmuştu. Ne kadar duygusal, hani bıçak gibi kesen bir his vardı. O kadar netti ki! Kayseri’nin o karanlık akşamında bile, içimde PL’nin yankılarını hissediyordum.
Duyguların Derinlikleri ve Kaygılar
İçimden geçenleri bir kenara koymak istedim ama bir türlü başaramadım. O an bir şeyler kaybolmuştu. İçimde boşluk, büyük bir delik. PL’yi öğrendikçe, hayata karşı her şeyin bir anlamı olduğunu anladım. Kayseri’de, bu şehirde hayatta bir şüphe vardı. Ama bir o kadar da umut. İnsanların hissettikleri bu kadar karışıktı. PL nedir? bir yanıt gibi ama bazen de cevapsız bir soru gibi. Kaygılarım, içimde bir şeyleri sarmaya başlamıştı. Bu, bir dönüm noktasıydı; kendimi bulduğum, ama her zaman eksik hissettiğim bir andı.
Bir Anı, Bir Zihinsel Boşluk
Birden, geçmişteki bir anı hatırladım. Bir gün, en yakın arkadaşımla yürürken, duygularımın neden bu kadar değişken olduğunu anlamaya çalışıyordum. Hani içsel bir boşluk vardı, neyi sevdiğimi, neyi istemediğimi keşfetmeye çalışırken; aslında hep korkmuşum. İçsel korku, tıpkı bir dağ gibi hep önümdeydim. Ama o korkunun aslında benden başka kimseye görünmediğini düşünmek de içimi acıttı. Belki de PL dediğimiz şey, o korkulardan arınmaya, duyguların geçişkenliğine bir çeşit yanıt olabilir. Kimseye anlatmadım ama içimde hep bir soruydu bu. Hatta belki o an, “PL nedir?” diye sormadım çünkü cevabın vereceği içsel farkındalık, beni gerçekten zorlayabilirdi.
O günden sonra, PL’yi düşündükçe, sanki bir hayat dersini anlamışım gibi hissettim. Psikolojik Labilite, insanın ruh halinin inişli çıkışlı olmasının bir açıklamasıydı ama bende daha fazlası vardı. İçimden geçenler, bir yerlerde eksik kalıyordu. Belki de bir insanın duyguları böyle karmaşıklaşır. Birbirine bağlı. Yani, bir gün mutlu, bir gün üzgün, ama yine de hepsini yaşarken bir şeye ulaşamıyormuş gibi hissediyorsun. Ve işte o boşluk, içindeki kaygı, bir kez daha seni kendi içine çekiyor.
Sonuçta…
Birçok şeyi anlamadım belki ama, içimdeki kaygıyı bir nebze olsun hafifletti. PL nedir? diye sorarken, aslında insanın duygusal hallerini anlamak istedim. Ama belki de önemli olan, bu yolculukta her şeyin sorusunu sorabilmekti. O karanlık Kayseri akşamında, bir soru vardı kafamda, ama sonunda fark ettim ki: Belki de duyguların karmaşıklığı, insan olmanın özüdür. Ve her ne kadar içimde eksik hissetsem de, bir gün her şeyin yerine oturacağını düşündüm.
Belki de PL, aslında içimizdeki en derin sorulardı…